İstanbul’un simgesi haline gelen İstiklal Caddesi, Taksim ve Sultanahmet gibi ünlü meydanların günümüzdeki adlarına kavuşmadan önce Bizans ve Osmanlı dönemlerinde taşıdıkları tarihi isimler ile kökenleri belirlendi. Roma hipodromlarından su dağıtım yapılarına kadar uzanan bu köklü geçmiş, megakentin mekânsal hafızasını aydınlatıyor.
İstiklal Caddesi ve Taksim Meydanı’nın İsim Kökeni
Kentin en işlek noktalarından İstiklal Caddesi, mevcut ismini 1927 senesinde aldı. Osmanlı döneminde “Büyük Cadde” anlamına gelen Cadde-i Kebir adıyla anılan güzergâh, bölgedeki Levanten topluluğu tarafından Fransızca Grande Rue de Péra olarak adlandırılıyordu. Yunanca “karşı yaka” manasını taşıyan Pera, Haliç’in tarihi yarımada haricindeki yakasını tanımlıyordu. 19. yüzyılda Sultan Abdülaziz idaresinde modern bir çehreye bürünen cadde, Türk ordusunun kenti kurtarması ve Cumhuriyet’in kuruluşu anısına “İstiklal” adını edindi.
Taksim Meydanı ise adını askeri bir zaferden ya da tarihi bir şahsiyetten değil, doğrudan bir su dağıtım tesisinden alıyor. İsmini Türkçe “bölüştürmek” fiilinden türeten bölge, 18. yüzyılda I. Mahmud döneminde kurulan Taksim Maksemi üzerinden Belgrad Ormanı’ndan getirilen suların paylaştırıldığı merkezdi. Önceleri kırsal bir yol ayrımı niteliğindeki alan, 1928’de dikilen Cumhuriyet Anıtı ile çağdaş bir kent meydanına dönüştü.
Sultanahmet ve Beyazıt Meydanlarının Dönüşümü
Tarihi yarımadada konumlanan Sultanahmet Meydanı’nın temelleri Roma ve Bizans devirlerine uzanıyor. Bizans çağında “at yolu” karşılığına gelen ve 100 bin kişi kapasiteli yarış pistini barındıran alan Hipodrom olarak biliniyordu. Osmanlı döneminde yarışların sona ermesiyle At Meydanı şeklinde anılan lokasyon, 1908 yılındaki belediye kararıyla resmi olarak Sultanahmet Meydanı adını aldı.
İstanbul Üniversitesi önündeki Beyazıt Meydanı, MS 4. yüzyılda Konstantinopolis’in en büyük toplanma alanıydı. Barındırdığı devasa heykel sebebiyle Forum Tauri (Boğa Meydanı) olarak anılan alan, MS 393’te İmparator I. Theodosius’un düzenlemeleri sonrasında Forum Theodosius ismini aldı. Fatih Sultan Mehmet’in 1454’te yaptırdığı saray ve II. Bayezid tarafından inşa edilen külliye, meydana şimdiki ismini kazandırdı.
Divanyolu ve Karaköy’ün Tarihi İsimleri
Sultanahmet ile Beyazıt hattındaki Divanyolu Caddesi, Bizans İmparatorluğu döneminde “Orta Yol” manasına gelen Mese adıyla ana cadde vazifesi görüyordu. Bu güzergâh, Osmanlı idaresinde divan heyeti üyelerinin geçiş yolu olması dolayısıyla Divanyolu olarak isimlendirildi.
Finans ve ticaret merkezi Karaköy ise geçmişte Ceneviz kolonisine ev sahipliği yapan Galata bölgesiydi. Yerleşim 20. yüzyılda Karaköy adıyla anılmaya başlansa da bölgenin köklü mirası tarihi kule ve semt dokusunda yer almayı sürdürüyor.

